Ölüm üzerine yazılmış olması kitabı felsefi yapmaya yetmiyor. Hastalık üzerine yazılmış olması da onu edebiyata dönüştürmüyor.
Ölüm Denizinde Yüzmek benim için tam olarak bu noktada sorunlu bir kitap oldu.
David Rieff, annesi Susan Sontag’ın hastalığını ve ölüme doğru giden sürecini anlatıyor. Bir annenin ağır hastalığına tanıklık etmek, onun ölüm ihtimalini bilerek yanında olmak elbette sarsıcı bir deneyim. Fakat ben kitabı okurken bu yaşananların edebiyata dönüştüğünü pek hissedemedim. Daha çok uzun bir hastalık ve tedavi sürecini takip ediyormuşum gibi hissettim.
Sontag’ın daha önce dördüncü evre meme kanserini yenmiş olması, hastalık karşısındaki tavrını anlamak açısından önemli. Bir kez ölümün kıyısından dönmüş olmak, insanda kendisine dair tuhaf bir güven yaratabilir. Sanki beden bir kez bunu başardıysa yeniden başarabilir gibi. Lösemiyle karşılaştığında da bu mücadele duygusunu sürdürüyor; tedavileri araştırıyor, seçenekleri değerlendiriyor, hastalığın karşısında geri çekilmiyor.
Burada çok daha ilginç bir soru ortaya çıkıyor:
İnsan ölümü bir kez yendiğini düşünürse, kendisini gerçekten ölümlü kabul etmekte zorlanır mı?
Bence kitabın en güçlü tarafı olabilecek mesele buydu. Fakat Rieff bu düşüncenin derinliklerine inmek yerine çoğunlukla hastalığın ve tedavinin kendisine dönüyor. Bir noktadan sonra bu tekrarlar beni metinden uzaklaştırdı.
Kitaptaki felsefi ve edebî ilişkilendirmeler de bende beklenen karşılığı bulmadı. Düşünceyi açmak yerine, çoğu zaman anlatının akışını kesen göndermeler gibi hissettirdi.
Ben Rieff’in annesinin hastalığını anlatmasından çok, bu hastalığın ölüm, yaşam ve insanın kendi ölümlülüğü hakkında ne söylediğini okumak isterdim. Çünkü bir metne ne kadar çok düşünür, yazar ve kitap adı dahil ederseniz edin, bu onu kendiliğinden felsefi yapmıyor.
Kitabın konusu ağır, yaşananlar ağır; ama bu ağırlık metne aynı ölçüde geçmedi.
Sanırım benim hayal kırıklığım da tam burada.
Yaşanan acının büyüklüğüyle ortaya çıkan eserin gücü aynı şey değil. Ben bu kitapta büyük bir acı gördüm ama o acının içinden çıkan büyük bir edebiyat göremedim.
Bu yüzden sevemedim.


Bir Cevap Yazın